15 Haziran 2013 Cumartesi

Gül Baba

Galatasaray Lisesi’nin koltuk Kapısı yanından “Yeni Çarşı” Caddesi’nden yokuş aşağı Tophane’ye doğru inerken, eskiden merdivenli, şimdi dik yokuşun ortasında sağ tarafta, birkaç ağacın bulunduğu açıklıkta GÜL BABA’nın mezarı vardır.Kitabesinde; (2)
“Tarikat-ı aliyye meyayık-ı kiramından GÜL BABA hazretlerinin Türbe-i şerifi ' ’ittisalinde Acı çeşmeli Akdemce 1285 senesi tarihinde türbedarı bulunan merhum pirinççi Tahir Efendi namına bina ve inşaasına olup, muahharen dahi zaman himmetiyle çeşme-i harap, mail-i turap olduğundan, türbedarı mümailleyhin mahdumu Pirinççi İbrahim Efendi berdi himmet ederek müceddeten bina ve ihya edildiği hayratıdır.

Sene 1287 - Miladi 1870”
yazmaktadır. Bu kitabe, 1968 yılında mektebin lise olarak kuruluşunun yüzüncü yıl kutlamaları sırasında, Galatasaraylılar Derneği tarafından tesis ve teşvik edilen Yüzüncü Yılı Kutlama Dernegi’ tarafından lahtin bakım ve tamiri sırasında tespit edilmiştir. Her büyük kuruluşun başlangıcı çok defa kesin belgeye dayanmayan efsanelerle anlatılır. Roma Imparatorluğu, Osmanlı Imparatorluğu gibi.
Galata Sarayı'nın başlangıcı hakkındada “Gül Baba Efsanesi” vardır; Tarihlerin 2. Beyazit zamanında belirttiği, yukarıda türbesinin olduğu yeri belirtilenden başka, bir de Macaristan’da, Budapeşte’de Gül Baba Türbesi vardır. Kanuni Sultan Süleyman’ın, muhteşem bir merasimle cenaze töreninde hazır bulunduğu Gül Baba’nın Kanuni’nin büyükbabası 2. Bayezit zamanındaki Galata Saray'ının kurulmasına amil olan Gül Baba ile aynı kişi olup olmadığı belli değildir. Yalnız Budapeşte'demuhteşem cenaze merasimi yapılan Gül Baba'nın fevkalade yaşlı veKanuni Sultan Süleyman'a ata yadigarı bir ulu kişi olduğu kesindir...''

Vikipedi'de ise Gül Baba Efsanesinden şu şekilde bahsediliyor;


Osmanlı Kanuni Sultan Süleyman etkileyen ve avrupa taaruzlara katılan bir önemli Bektaşi Babası olmaktadır. Hayat yolu Evliya Çelebi tarafından yazılı kaynaklara geçirildi. Gül Baba'nın Budapeşte’de türbesi ve heykeli bulunuyor. Başından gülü elinden ise tahta kılıcı eksik olmazmış. Şir okunca ve savaşlarda başının üstünde bir gül taşıdığı için Gül Baba diye anıldığı rivayeti nesilden nesile iletilir.Sayısız savaşa katıldıktan sonra,1526 yılında Kanuni'nin daveti üzerine Gül Baba,Budin seferinde yer aldı.1531 yılında Budin'e geldi ve 10 yıl burada yaşadı.1 Eylül 1541 yılında vefat etmiştir.2 Eylül tarihinde 200.000 kişinin cenaze namazına katıldığı bilgileri Evliya Çelebi'den,sözlü gelenekten yazılı kaynaklara dökülür.Yalnız Türkler tarafından değil aynı zamanda Macarlar tarafından da çok sevilen ve halen Macaristan'da Gül Baba adıyla yaşatılan efsanevi bir kişiliktir,aynı isimle bir sinema filmi de mevcuttur.Evliya Çelebi,elinde büyük bir tahta kılıçla savaşlara katılan Gül Baba'ya bu lakabın verilmesine daima bir gül taşımasının sebep olduğu belirtilmiştir.


Gülbaba Budapeştenin bir yüksek tepeye gömülür ve tepeye "Gültepe" adı verilir((Macarca. Rózsadomb) . Türbesinin yanına yaptırılan Gülbaba Bektaşi Tekkesi, 1686 yılında yıkıldı. Bir diğer kaynağa göre Gül Baba' nın iki mezarı daha vardır. Bunlardan bir tanesi, Galatasaray Lisesi' nin arka bahçesindedir ve sembol mezardır. Asıl mezar ise Boğazkesen' den Tophane' ye inen yolun sağında bulunan Gülbaba sokağındaki caminin avlusundadır. Mezar I.Abdülhamit zamanında onarılmış ve başına kitabeli bir taş dikilmiştir.
Ordu sefere çıktığında, Osmanlı Yeniçeriler döneminde, askerlerin ruhlarını güçlendirmek için dervişler, saz ozanları de sefere katılıyor, mola zamanlarında dualar okunuyor, destanlar söyleniyordu. Dervişler, saz ozanları gerektiğinde silâhlanıp savaşa da katılıyorlardı. Gül Baba, savaşlara katılan dervişlerden biriydi. Hacı Bektaş Veli Yeniçeriler için pir olarak kabul ediliyor ve dolaysıyla Yeniçeriler Bektaşi dervişlerine derin şekilde saygı gösteriyorlardı.

Hiç yorum yok: